BEN DE BİR ÇOCUĞUM
|
BEN DE BİR ÇOCUĞUM
Ben de bir çocuğum, diğerleri gibi, Arife HANCI |
Kardeş Sevgisi
BEBEK
Evimize neden geldi bu bebek
Küçücük burnu, ağzı, elleri
Kıpkırmızı yanakları var
Ağlayıp duruyor sabahlara kadar.
Daha bilmiyor konuşmasını,
Korkuyor kundaktan çıkmaktan
Durmadan ninni istiyor canı.
Uykusunda gülüyor bazen
Artık benimde bir kardeşim var
Ne iyi insanın bir kardeşinin
Yarın oda benim gibi, güler yüzlü olması.
Kocaman bir çocuk olacak.
O zaman bütün defterlerimi, kitaplarımı
“Hepsi senin olsun” diye
O’na vereceğim.
Sonra bir sabah elinden tutup
Okula götüreceğim...
MUCUZE...
" EN OLMAYACAK YERDE, EN OLMAYACAK ZAMANDA
EN OLMAYACAK OLAY, HER ZAMAN VE HER YERDE OLABİLİR."
MUCİZE....
Sally, küçük kardeşi George hakkında anne ve babasının konuşmalarını duyduğu zaman yalnızca sekiz yaşındaydı. Kardeşi çok hastaydı ve onukurtarabilmek için ellerinden gelen herşeyi yapmışlardı. George'nin yalnızca çok pahalıya malolacak bir ameliyatlakurtulma şansı vardı fakat bunun için yeterli paraları yoktu.Babasının, umutsuz bir biçimde annesine şöyle fısıldadığını duymuştu Sally: "Yalnızca bir mucize onu kurtarabilir." Bu sözleri duyar duymaz, usulca kendi odasına yürüdü Sally. Domuz biçimindeki kumbarasını gizlediği yerden çıkartarak içindeki paraları yavaşça yere dökerek
saymaya başladı. Yanılgıya düşmemek için tamüç kez saydı kumbaradan çıkardığı bozuk
paraları. Sonra hepsini cebine koyarak aceleyle evden çıkıp, köşedeki eczaneye gitti.
Eczacının dikkatini çekebilmek için büyük bir sabırla bekledi. Eczacı çok yoğundu ve bir adama ilaçlarını nasılkullanacağını anlatıyordu. Bu yoğun çalışmanın arasında sekiz yaşındaki bir çocukla ilgilenmeye hiç niyeti yoktu ama Sally'nin beklediğini görünce"Evet, ne istiyorsun söyle bakalım" dedi. "Biraz acele et, gördüğün gibi beyefendiyle ilgileniyorum" diyerek yanındaki
şık giyimli adamı gösterdi. Sally "Kardeşim" dedi. Sessizce yutkunduktan sonra devam etti: "Kardeşim çok hasta,bir mucize almak istiyorum." Eczacı Sally'e bakarak: "Anlayamadım" dedi. "Şeyy, babam 'Onu ancak bir mucize kurtarabilir' dedi, bir mucize kaç paradır, bayım?" Eczacı Sally'e sevgi ve acımayla baktı bu kez: "Üzgünüm küçük kız, biz burada mucize satmıyoruz, sana yardımcı olamayacağım" dedi.
Sally o kadar kolay vazgeçmek istemedi. Eczacının gözlerinin içine bakarak "Karşılığını ödemek için param var benim, bana yalnızca fiyatını söylemeniz yeterli" dedi. Bu arada Sally ve eczacının yanında bekleyen iyi giyimli bey Sally'e dönerek "Ne tür
bir mucize gerekiyor kardeşin için küçük hanım? diye sordu."Bilmiyorum" dedi Sally. Sonra gözlerinden aşağı süzülen
yaşlara aldırmaksızın devam etti: "Tek bildiğim, o çok hastave annem ameliyat olmazsa kurtulamayacağını söyledi ailemin
de ameliyat için ödeyebilecekleri paraları yok. Ama babam "Onu ancak bir mucize kurtarabilir" deyince ben de paramı alıp buraya geldim." "Peki, ne kadar paran var?" diye sordu iyi giyimli adam. " Bir dolar ve onbir sent" dedi Sally. "Ve dünyadaki tüm param bu!" "Bu iyi bir şans, küçükkardeşini kurtarmak için gerekli olan mucize için yeterli bu para" dedi, iyi giyimli adam.
Adam bir eline parayı aldı, ötekieliyle de Sally'nin elini tutarak "Beni yaşadığın yere götürür müsün lütfen?" diye sordu. "Küçük kardeşini ve aileni tanımak istiyorum"dedi. İyi giyimli adam Dr. Carlton Armstrong'du ve George için gerekli olan ameliyatı yapabilecek tanınmış bir cerrahtı.Ameliyat başarıyla sonuçlanmış ve aile hiçbir ödeme yapmamıştı. Hep birlikte mutluluk içinde evlerine döndükleri zaman hâlâ yaşadıkları olayların etkisinden kurtulamamışlardı. Anne:"Hâlâ inanamıyorum. Bu ameliyat bir mucize! Doğrusu maliyeti ne kadardır merak ediyorum" dedi. Sallykendi kendine gülümsedi. O bir mucizenin kaça malolduğunu çok iyi biliyordu. Tam tamına bir dolar ve onbir sent!
Çeviri: Nuray Bartoschek
Canım, Sevdiğim, Yüreğim...
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili...
Bir gün akıp gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.
AŞK
. Aşk, iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır. Beklentidir.
. Aşk, delicesine flört ederken yanındakinin hiçbir şey yapmama hakkını teslim etmektir. Saygıdır.
. Aşk, zaaflarınız olduğunu ortaya çıkarır. Kabullenmektir.
. Aşk, şimdi zamanı değil diye beklemeyi bilmektir. Sabırdır.
. Aşk, saçlarda başlayıp topuklarda biten bir gezintidir. Keşiftir
. Aşk, Sevişelim demeden sevişmek, yanındakinin ne istediğini bilmektir. Anlaşmaktır.
. Aşk, bağlandığını sandığında, karşındakine hayır deme şansını tanımaktır. İnceliktir.
. Aşk, korumaktır. Sorumluluktur.
. Aşk, ciddi bir tokalaşmayı kıkırdamaya dönüştürmektir. Mizahtır.
. Aşk, durma yoksa seni öldürürüm lafını duymaktır. Şehvettir.
. Aşk, evinizdeki her şeyin yerinin değiştirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir.
. Aşk, sevgilinizin ne olduğunu bütün çıplaklığıyla görmektir. Gerçektir.
. Aşk, saatin kaç olduğunu bilip aldırmamaktır. Neşedir.
. Aşk, sizi kucaklayan kolların, gittikçe daha çok sarılmasıdır. Mutluluktur.
. Aşk, gecenin bir vaktinde sen uyu, benim gitmem gerek dediğinizde,uyanık kalıp seni biraz daha görmeyi tercih ederim cevabını almaktır. Sıcaklıktır.
. Aşk, tanıdığınızı zannettiğiniz insanin yeni yanlarını keşfetmektir. Tazeliktir.
. Aşk, uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır. Düşlerin gerçek olmasıdır.
. Aşk, kocaman yatağın üçte birine sıkışmaktır. Yakınlıktır.
. Aşk, evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır. Güvendir.
. Aşk, hoşçakal dedikten sonra tekrar karşılaşacağını bilmektir. Kaderdir.
. Aşk, gerindiğinde sızlayan vücut lafının anlamını bilmektir. Derstir.
. Aşk, ecza dolabını açtığında, diş macunu kapağını kapatılmamış bulmaktır. Uyumdur.
. Aşk, pencereden dışarıya baktığında kiminle olduğunu hatırlamaktır. Düşüncedir.
. Aşk, rüzgarın ağaçların arasında dolaşırken çıkardığı sesi dinleyip sevgilisinin yanında olmadığına hayıflanmaktır. Yalnızlıktır.
.Aşk, asla anlatılmayacak hikayelerdir. Özeldir.
Mutlu Evliliğin Kuralları
Boşanma davalarının tüm hızıyla arttığı günümüzde, evliliklerinde mutluluğu yakalayanlar da var. Peki, ömür boyu mutlu evliliğin sırrı ne? İşte mutlu ve huzurlu bir evlilik için 10 altın kural…
Büyük bir aşkla evlenip 2 ay sonra ayrılanlar, artık bizi şaşırtmıyor. Asıl bizi, evliliklerinin 50′nci yılını kutlayan ve bunca zamana rağmen hala birbirleri için deli olan çiftleri görmek şaşırtıyor. Evet, bunun bir sırrı olmalı… Eğer mutlu ve uzun bir evlilik istiyorsanız, bu 10 altın kuralı mutlaka uygulayın.
Aynı anda sinir olmaz
Çiftlerin arasında bazı anlaşmazlıklar olabilir. Ancak önemli olan, tarafların aynı zamanlarda çok sinirli hareket etmemeleri. Eğer eşiniz sinirliyse siz alttan alın. Haklı olsanız bile ortamın sakinleşmesini bekleyin. Hem böylece istediklerinizi yaptırma şansınız da artacaktır. Unutmayın ki “Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkartır” diye boşuna söylememişler…
Birbirinize bağırmayın
Bir tartışma esnasında o sesini yükseltti diye siz de sakın bağırmaya başlamayın. Bağırmak hiçbir şeyi çözmeyecektir. Hiçbir koşulda, eşinize karşı sesinizi yükseltmeyin. Sevgiden önce aranızdaki saygıyı koruyabilirseniz, uzun yıllar süren mutlu bir evliliğiniz olur.
Yumuşak eleştiri
Tabii ki eşinizin birtakım hareketlerini beğenmeyebilirsiniz. Bu konudaki düşüncelerinizi dile getirmekte de özgürsünüz. Ancak önemli olan, bunu nasıl yaptığınız… “Şu hareketinden nefret ediyorum” yerine, “Hayatım bence böyle davranmak sana hiç yakışmıyor” diyebilirsiniz.
İktidar savaşı
Eğer tartışmayı mutlaka birinin kazanması gerekiyorsa, bırakın eşiniz kazansın. Aşkın bir iktidar savaşı olmadığını bilerek hareket edin. Evlilik bu durumu daha da hassaslaştırır üstelik. Tartışmayı kimin kazandığı ya da kaybettiği ne kadar önemli sizin için?
Geçmişi bırakın
Hiçbir zaman geçmişte yapılan hataları eşinize hatırlatmayın. Bir tartışmada, birdenbire konuyla ilgili ya da ilgisiz, eşinizin eskiden yaptığı bir hatayı gündeme taşımayın.
İhmal etmeyin
Birbirinizden farklı hayatlarınız olabilir, eşiniz maça giderken siz de eski kız arkadaşlarınızla dışarı çıkabilirsiniz. Ama bir plan yaparken eşinizin fikrini almıyorsanız, yanlış yoldasınız. Eşinizi her şeyden önde tutmalısınız.
Yatağa küs girmeyin
Şiddetli bir kavga etmiş olsanız da yatak odanıza, dolayısıyla yatağa asla dargın girmeyin. Yatmadan önce mutlaka tüm sorunlarınızı halledin. Yatak odanız, sizin için özel bir dünya. O odaya sorunlarınızı taşımayın.
İltifat önemli
Gün içinde en azından bir kere hayat arkadaşınıza güzel bir söz söyleyin. Dünyadaki birçok kişinin onu çekici bulması bir yana, asıl önemli olan sizin ne düşündüğünüzdür.
Özür dilemeyi bilin
Eğer yanlış bir şey yaptıysanız, bunu itiraf edin ve özür dileyin. Ancak tabii ki bunu alışkanlık haline getirmeyin. “Nasılsa özür diliyorum, konu kapanıyor” diye düşünmeyin.
Bir tartışma için iki kişi gerektiğini unutmayın
Bir düşünün bakalım tartışmalarınız neden çıkıyor? Acaba sadece karşı tarafı suçlamak ne kadar gerçekçi? Sizin hiç mi payınız yok tartışmalarda. Elbette ki vardır. İşe ilk olarak, bunu itiraf etmekle başlayın isterseniz. Kendinizi eleştirmekten korkmayın.
Kıskançlığın Nedenleri
Bilim adamları beyindeki kıskançlık lobunu bulduklarını açıkladı...
MRI görüntülerinde doktorlar tarafından tespit edilen, sevgililerini kıskandıklarında hissettikleri neredeyse fiziksel acıya yakın olan acının da yönetildiği bölüm bulundu.
Bu keşifle beyinle ilgili hastalıklar, ruhsal tedavi ve danışmanlık alanında önemli gelişmelere ışık tutulması bekleniyor. Kadın-erkek ilişkilerinin tıbbi açıklamasının ruhsal tedavilerde önemi büyük olacak.
Acaba Bana Gerçekten Aşık mı?
Acaba bana gerçekten aşık mı?’ kuşkusu içinizi kemiriyorsa onun sevgisinden emin olmak hiç de zor değil. Sizi ünlülere benzetiyorsa, kır çiçeği alıyorsa, fanatiği olduğu takımın maçını izlemiyorsa… Evet, o kesinlikle size deli gibi aşık.
Her kadın zaman zaman sevdiği erkeğin ilgisinden kuşku duyar. “Acaba bana gerçekten aşık mı? Beni hala seviyor mu?” diye içinden geçirir. Bu soruların cevaplarını öğrenmeniz çok kolay… İşte ipuçları…
- Devamlı iltifatlar yağdırıyorsa.
- Size tatlı tatlı takılıyorsa.
- Komedi filmi izlerken, sizi tepkinize bakıyor, gülüp gülmediğinizi merak ediyorsa.
- Sevdiğiniz şarkıcıların kasetlerini alıp, sizi konserlerine götürüyorsa.
- Kedinizi sizin kadar seviyorsa.
- Yürüyüşe çıktığınızda bir buket kır çiçeği topluyorsa.
- Cumartesi buluşamayacağınızı söylediğinizde, pazar görüşmeyi teklif ediyorsa.
- Konuşurken sizi hayranlıkla dinliyor, gözü uzun süre size takılı kalıyorsa.
- Yolculuğa çıktığında, gittiği yerden sizi arıyor ve uzun uzun konuşuyorsa.
- Yeni takım elbisesi için kravatını size seçtiriyorsa.
- Sizi, iş arkadaşlarıyla çıktığı yemeğe davet ediyorsa.
- Doğum gününüzde hediye alıyorsa.
- Sizi ünlü yıldızlara benzetiyorsa.
- Sizinle buluşmak için fanatiği olduğu takımın maçını bile izlemiyorsa.
- Sizi ailesiyle tanıştırmak istiyorsa.
- Sizi eve bıraktıktan sonra telefonla arayıp, yeniden konuşmak istiyorsa.
- Yemekte veya film izlerken size yakın olmaya çalışıyorsa.
- Sizi sık sık aramadan, yapamaz olduysa.
- Bir kamyonun hızla geçtiğini görünce, sizi kaldırıma çekiyorsa.
- Hangi yemekleri sevmediğinizi biliyorsa.
- Restoranda, tuvalete gittiğinizde, gözünü üzerinizden ayırmıyorsa.
- “Ben” yerine “Biz” diyerek cümleye başlar olduysa.
- Eğlencelere sizi de götürmek istiyorsa.
- Size en sevdiği eşyayı vermek istiyorsa.
- Parfümünüzün adını soruyorsa.
- Başınıza gelen “En iyi şey” olduğunuzu düşünüyorsa.
- Sizi arkadaşlarına anlatıyorsa.
Eşinizde ya da sevgilinizde bunlar varsa, evet o size hala deli gibi aşık demektir.




