| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

HERŞEYİ PAYLAŞALIM

34 "sağlık" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"sağlık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Bebek için ne kadar vaktiniz var.

anne-bebek-resim Günümüz kadını çeşitli nedenlerle anneliği 40’lı yaşlara kadar erteliyor. Ancak bu rötar gebelik şansını ciddi olarak azaltıyor. Çünkü kadınlarda yumurta sayısının azalmasıyla birlikte 30-33 yaşlarında doğurganlık oranı da düşüyor.

Günümüz kadını artık geç doğum yapıyor. Önce kariyer sahibi olmak, sağlıklı bir ilişki oluşturmak, gelecek için ekonomik güvence sağlamak gibi nedenlerden dolayı gebelik geciktiriliyor. Çocuk doğurmak için 30’lu hatta 40’lı yaşlara kadar bekleniyor. Ancak bu bekleyiş, gebelik şansını belirgin olarak azaltıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Özkan Öztürk ve Kadın Hastalıkları-Doğum Uzmanı Dr. Canan Genim, günümüzde kadınların en sık sorduğu soruları şöyle sıraladı: “Bebek yapmak için ne kadar vaktim kaldı?”, “Yumurtalık rezervimi bilebilir miyim?”, “Yumurtalık yaşlanmasını yavaşlatabilir miyim?”

Doğurganlık hangi yaşta azalıyor?
Yumurtalıklar yaşam boyu değişim gösteren dinamik organlardır. Kadınların ömür boyunca sahip olacağı yumurta sayısı, doğduğu günde hatta daha anne karnında iken çoktan kodlanmıştır. Anne karnında kız bebeklerde dördüncü ayda yumurta sayısı en yüksek sayıya ulaşmaktadır. 6-7 milyon olan bu yumurta sayısı doğumda 1-2 milyona kadar azalmakta,  ergenlikte 300 bin, 37 yaşında ise 25 bine kadar inmektedir. Menopoza girmiş bir kadında ise bu rakam 1000 kadardır. Yumurta yaşlanması
genetik ve çevresel faktörlerin birbiriyle ilişkisinin bir yansımasıdır. Yumurta yaşlanmasının iki doğal sonucu azalmış gebelik şansı ve menopozdur.
Yumurtalık yaşı, takvim yaşından farklı

* Kadınlarda yumurta sayısının azalmasıyla birlikte 30-33 yaşlarında doğurganlık oranı da düşer.
* Bu azalmanın 35-38 yaşında hızlandığı gösterilmiştir.
* 30 yaşındaki bir kadında her ay gebe kalma olasılığı yüzde 20 oranındadır.
* 38 yaşında canlı doğum oranı yüzde 50 oranında azalmaktadır.
* 40 yaşında bu azalma yüzde 75’e çıkmaktadır.

Doğal yaşlanma sürecinin ötesinde yaklaşık her 100 kadından 10’unda beklenenden daha erken yumurtalık yaşlanması ve kaybı olmaktadır. Her 100 kadından birinde ise erken menopoz gelişir. Ülkemizde ortalama menopoz yaşı 46-48’dir. Menopoz yaşında genetik çok önemlidir. Bir kadının menopoz yaşı genellikle annesininkine yakındır. Sigara içilmesi menopozu ortalama iki yıl öne alır. Menopoz yaşı öne geldikçe 8 ila 10 yıl öncesinden başlamak üzere gebelik şansı azalarak kısırlık oranı da artar.
İleri yaşlarda bile bazı kadınlarda yumurtalık fonksiyonları gençliklerindeki gibidir ya da bunun tam tersi olabilir. Yani genç yaşlarda yumurta sayısı ve kalitesi beklenenden çok hızlı azalabilir. Bu durum yumurtalık rezervi ya da yumurtalık yaşı terimini ortaya çıkarmıştır. Yumurtalık yaşı her zaman takvim yaşı ile uyumlu olmayabilir. Yumurtalık rezervi herhangi bir yaşta azalabilir. Bu durumda kişi düzenli adet görmeye devam etse bile gebe kalma olasılığı çok azalmıştır. Bu kadınlarda artan gebelik kayıplarına daha sık rastlanır.

Yaşa bağlı kısırlıkta, tedavi kısıtlı
Yaşa bağlı kısırlığın tedavisinde tıbbi seçenekler kısıtlıdır. Özellikle 30 yaş üzeri olup da daha ileri bir yaşta gebe kalmak isteyen kadınlara, üreme sağlığı merkezlerinde mutlaka over yaşını ölçtürmelerini tavsiye ettiklerini belirten Doç. Dr. Özkan Öztürk, “Hatta 30 yaşının altında olan, sigara içen, ailesinde erken menopoz hikâyesi olan, 21 - 24 günde bir âdet gören veya
çikolata kisti olan kadınların bu araştır-maları genç yaşlarda yapmaları önemlidir” diyor.

Kadının yaşı ilerledikçe neler olur?
* Yumurta sayısı ve kalitesi azalır.
* Yumurtalık kalitesindeki azalmaya bağlı gebelik şansı azalırken düşük riski artar.
* Rahmin embriyo tutma yeteneği azalabilir, ama rahmin yaşlanması yumurtalık yaşlanması gibi dramatik değildir.
* Rahimde myom benzeri yapısal sorunlar daha sık gözlenir ve rahme giden kan akımı azalır.

RAHAT BİR UYKU İÇİN...

İyi ve bir o kadar kaliteli uyku için sadece konforlu bir yatak seçmek yeterli olmuyor. Yediklerinize de dikkat etmeniz şart! 200 kalori civarındaki yiyeceklerle sindirim sisteminizi yormadan, kaslarınızı gevşetip, sakin bir uyku çekebilirsiniz. Serotonin ve melatonin hormonları içeren muz, papatya çayı, ılık süt veya bademden ikisini seçtiğinizde belki de aylardır hayalini kurduğunuz uykuya dalabilirsiniz. Muz kaslarınızı gevşetir, papatya çayı sizi sakinleştirir. Ilık süt; içeriğindeki triptofan sayesinde beyninizi yatıştırırken, badem ise kaslarınızı rahatlatacaktır.

ŞİFALI BİTKİLER-1

Şifalı bitkileri kullanma klavuzu

Doğanın eczanesi her derde deva. İşte mide ekşimesinden, nefes kokusuna, hafızadan yüksek tansiyona kadar şifalı bitkileri ‘doğru’ kullanmanın yolları.

Yüzyıllardır kullanılan şifalı bitkilerin A’dan Z’ye kullanılmadığı alan yok gibi. Elbette sadece şifalı bitkilere ulaşabilmek yeterli değil. Her an elimizin altında olanların bile ne amaçla ve nasıl kullanılacağını bilmek, doğru ve etkili şekilde kullanabilmek çok önemli. İşte, kolayca erişilebilir ve kolayca kullanılabilir şifalı bitkiler ve iyi gelecekleri rahatsızlıklardan bazıları...

Morarmalar için maydanoz

Bir tarafınızı bir yere çarptığınızda, derinin hemen altındaki kılcal damarlar çatlar ve deri altına kan yayılarak o bölgenin mor bir görüntü almasına neden olur. Maydanozun, morarma ve çürük izlerini geçirmede geleneksel bir şöhreti vardır. Buz ise şişlikleri indirmek için kullanılır. Bu ikisini birleştirdiniz mi, buzluğunuzda bere ve çürüklerin ilacı hazır demektir.

Nefes kokusuna nane çayı

Naneye kendine özgü tadı ve kokuyu veren aromatik yağ, aslında nefes kokusuna neden olan mikropları öldüren güçlü bir antiseptiktir. İhtiyaç duyduğunuz her an, bir bardak nane çayı için.

Kepek için kekik

Kekik suyunu kepeğe çare olarak kullanabilirsiniz. Tepeleme dolu 4 çorba kaşığı kuru kekiği, alüminyum olmayan bir demlik kullanarak 2 bardak suda 10 dakika boyunca kaynatın. Süzgeçten geçirin ve soğutun. Elde ettiğiniz kekik suyunu, yeni şampuanlayıp duruladığınız saçınıza yavaşça dökerken, yumuşak hareketlerle iyice ovalayıp kafa derinize ulaşmasını sağlayın. Saçınızda bir tabaka bırakmayacağı için durulamanıza gerek yok.

ŞİFALI BİTKİLER

İshal için tarçın

Eğer ishal şiddetliyse, vücudunuz susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya demektir. Tarçın, diyareyi kısa sürede kesen, doğal bir ilaçtır. Kurutulup toz haline getirilmiş tarçın kabuğundan bir çorba kaşığı dolusunu bir bardak sıcak suya karıştırın. 10-15 dakika demlenmeye bırakın. Tarçını bu şekilde sadece kısa süreli olarak kullanın.

Gaz için rezene

Karın ağrısına yol açan fazla gazlardan kurtulmak için, yarım çay kaşığı rezene tohumu çiğneyin. Rezene, vücutta biriken gazın çözülmesine yardımcı olan bir gaz sökücüdür. Ayrıca, kas spazmlarını gevşeterek sindirim rahatsızlıklarını gidermekte de yardımcı olur.

Baş ağrısına zencefil

Zencefil çayı, başınızda zonklayan damarları yatıştırır. Ayrıca, vücudun ağrı-algılayıcı kimyasallarının üretimini yavaşlatır ve dolaşımı kolaylaştırır. Çayı hazırlamak için, 1/3 çay kaşığı toz zencefili veya kıyılmış taze zencefili bir fincan sıcak suya karıştırın. Soğumaya bırakın, süzün ve ilk baş ağrısı belirtisinde için.

Yüksek tansiyona sarımsak

İşte, dünyanın belki de en popüler şifalı bitkisi. Tabi, bu şöhreti boşuna değil. Sağlığa sayısız faydasının yanı sıra, sarımsak kandaki kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürmek için de kullanılır. Bolca taze sarımsak yiyin veya günde bir ya da iki kez 320 miligram sarımsak özsuyu için.

Mide ekşimesine zencefil

Zencefil bir spazm önleyicidir. Mide kaslarını rahatlatarak, mide asidinin yukarı çıkmasını önler. Ama önceden uyaralım, mideniz hassassa tadını çok keskin bulabilirsiniz. Mide ekşimenizi önlemek için, yemeklerden 20 dakika önce bir bardak zencefil çayı için. Zencefili hem kök hem toz halinde kullanabilirsiniz.

Boğaz ağrısına kuşburnu

Bu bitki C Vitamini yüklüdür ve çay olarak içildiğinde hızla kana karışır. Alüminyum olmayan bir kaba iki çorba kaşığı kuşburnu koyun ve bir bardak su ekleyerek üzerini kapatın. 20-30 dakika kaynatın. Bir kahve filtresinden geçirip süzdürerek, taze sıkılmış limon suyu ekleyin ve balla tatlandırın.

Hafıza için biberiye

Hafif konsantrasyon problemleri ve unutkanlık için biberiye yağı koklayabilirsiniz. Bir mendile birkaç damla biberiye yağı damlatıp koklayın. Cebinizde veya çantanızda taşıyıp, ara sıra koklayın. Bu bitkinin hafızayı ve konsantrasyonu iyileştirici ve geliştirici özelliği yüzyıllar öncesinden biliniyor.

Üşütmeye zencefil

Zencefil çayının içindeki virüs öldürücü maddeler enfeksiyonu önler, ağrıyı ve ateşi düşürür, öksürüğü bastırır. Zencefil çayı yapmak için, 2.5 cm uzunluğundaki taze zencefil kökünü dilimleyin. Alüminyum olmayan kaba koyup iki bardak su ekleyin. Kabın ağzını sıkıca kapatıp 20 dakika kaynatın. İçine yarım limon suyu sıkıp, balla tatlandırın.

Yanıklara aynısafa ve eşekkulağı

Küçük yanıklar iyileşmeye başladıklarında, aynısafa çiçeği ve eşekkulağı ile yapılmış bir merhem deride daha az iz kalmasını sağlayacaktır. Her iki şifalı bitki de derinin onarılmasında geleneksel olarak kullanılır. Bunun, sadece küçük yanık ve haşlanmalar için bir tedavi olduğunu, kızarıklık, şişkinlik, sızıntı gibi belirtileri olan enfeksiyonlu yanıklarda kullanılmaması gerektiğini unutmayın.

Diş ağrısına karanfil

Eğer dişiniz ağrıyorsa, yapmanız gereken şey bir dişçiye görünmektir. Ama bu arada çektiğiniz rahatsızlığı en aza indirmek için, ağrıyan dişinizi bir damla karanfil yağı ile ovalayın.

Kulak ağrısına sarımsak

İyi bir bakteri savaşçısı olan sarımsak, aynı zamanda bağışıklık sistemine de yardımcı olur. Ağrıyan kulağınızı doğrudan 3 damla sarımsak yağı damlatın. Bunu günde üç veya dört kere, ağrı geçene kadar tekrarlayabilirsiniz.

Ancak, kulak zarınız yırtıksa şifalı bitkilerle hazırlanmış hiçbir şey kullanmamalısınız.

AYAKKABI ALIRKEN DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER!..

_ayakkabi-5 Ayakkabı alırken, terletmeme, hava sirkülasyonu sağlama ve ayakları rahat ettirme özelliklerine özen gösterilmesi gerekiyor.

Ayakkabı alırken, terletmeme, hava sirkülasyonu sağlama ve ayakları rahat ettirme özelliklerine özen gösterilmesi gerekiyor. Prof. Dr. Hamdi Memişoğlu, gün boyu vücudun bütün yükünü taşıyan ayakların bakımının çok önemli olduğunu ve gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini söyledi. Sentetik deriden yapılan ayakkabılar, nemle birlikle sık karşılaşılan mantar hastalığına zemin hazırlıyor. Ayak sağlığında en sık karşılaşılan problemin, terlemeye bağlı olarak ortaya çıkan, kaşınma ve mantar hastalığı olduğuna dikkati çeken Memişoğlu, bunun en önemli sebebinin ise sentetik derinden imal edilen ayakkabılar olduğunu söyledi.

SENTETİK MADDE OLMASIN

Ayakkabı alınırken, öncelikli olarak ayakların rahat edeceği, topuklarda da ölçülü yüksekliklerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Memişoğlu, şöyle konuştu: "İnsanın tüm yükünü taşıyan ayaklar, gerekli hassasiyeti de fazlasıyla hak ediyor. Sağlıklı ayaklar için en önemli unsuru ise ayakkabı oluşturuyor. Ayakkabı alınırken, derisinin sentetik madde içermemesi önemli. Mutlaka, hava sirkülasyonu sağlanması açısından malzemesinin hakiki deri olmasına özen gösterilmeli. Bunun yanı sıra ayakkabının taban astarı da deriden yapılmalı. Sentetik deriden yapılan ayakkabılar, nemle birlikle sık karşılaşılan mantar hastalığına zemin hazırlıyor."

NÖBETLEŞE GİYİN

Ayakkabının yanı sıra giyilecek çorabın seçimine de dikkatli olunmasını öneren Memişoğlu, terlemeyi önleyici iplikten yapılmış olanların tercih edilmesini istedi. Satın alırken, şıklığın yanı sıra daha çok rahatlığın ön planda tutulması gerektiğine dikkati çeken Memişoğlu, olası nemin giderilmesi için ayakkabıların mutlaka dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Memişoğlu, "Ayak sağlığı ve istenmeyen kokuları önlemek için ayakkabıları nöbetleşe giyin. Böylece hem ayaklarınızı hem de ayakkabılarınızı korumuş olursunuz" dedi.

1001 derde 1001 doğal deva

İlaçları, kimyasal temizlik ürünlerini kullanmaktan bıktıysanız ve doğal yöntemlerle çözümler peşindeyseniz işte size Laurel Vukovic’in 1001 Doğal Reçetesi...

Doğal Sağlık (National Health) dergisi, en çok okunan bitkilerle tedavi yöntemlerin anlatıldığı yazılarını kitap haline getirdi. Laurel Vukovic’in hazırladığı bu köşede baş ağrısından ağız-diş sağlığına, gripten sivilce tedavisine, mutfak temizliğinden çiçek bakımına kadar aklınıza gelebilecek her konuda doğal yollar anlatılıyor. İlaçları, kimyasal temizlik ve kozmetik ürünlerini kullanmaktan bıktıysanız ve doğal yöntemlerle pratik çözümler peşindeyseniz Laurel Vukovic’in 1001 Doğal Reçete’sine (Kaknüs Yayınları) bakabilirsiniz. İşte size Vukovic’den birkaç öneri...

Baş ağrısına bitkisel son

Başınız ağrıdığında hemen ağrı kesici ya da aspirin içmenize gerek yok. Bir bardak zencefil, papatya ve ıhlamur çayı kasları ve sinirleri gevşettir. Ağrıya sebep olan kimyasal maddelerin az salgılanmasını sağlar. Çayın tarifi şöyle: 1 tatlı kaşığı kıyılmış zencefil kökü, 1 tatlı kaşığı kuru papatya, 1 tatlı kaşığı ıhlamur karışımından yapacağınız çayı isterseniz bir kaşık balla tatlandırarak sıcak içebilirsiniz.

Rahatlayın...

Baş ağrısını hafifletmek için dayanabileceğiniz kadar sıcak suyu bir leğene koyun ve ayaklarınızı 15 dakika içinde tutun. Bu sırada buzlu suda bekletilmiş bir havlu ya da bezi başınızın ağrıyan kısmına koyun. Bu, ayak damarlarınızın sıcaktan genişlemesini ve kanın ayaklarınıza gitmesini sağlarken, soğuk bez de beyin damarlarınızın büzüşmesine ve daha az kanın gitmesine sebep loru. Ve ağrınızı hafifletir, sizi rahatlatır.

Bitkiler depresyona karşı!

Çok streslisiniz, hatta depresyonda da olabilirsiniz. Bir bardak bitki çayı sizi rahatlatacaktır. Papatya ve kedi nanesi çayı yapabilirsiniz. Bir tatlı kaşığı kuru papatya ile bir tatlı kaşığı kuru kedi nanesini bir bardak suda demlendirdikten sonra süzüp içebilirsiniz.

Lavanta kokladım biraz gevşedim

Rahatlamak için lavanta koklayın. Lavanta yağını bir mendile damlatın. Ara ara koklayın.

Uykusuz musunuz?

İyi bir uyku için çarkıfelek ve kuru papatya çayı yapabilirsiniz.

Bağırsak sorunları için

İshal: İshal için muz ve keçiboynuzu yiyin. İsterseniz muzu yoğurda katıp keçiboynuzu tozu serperek de yiyebilirsiniz. Kabızlık: Sabah kalkar kalkmaz bir bardak ılık suya yarım limon suyu karıştırıp için.

Hazımsızlık ve gaz sancıları

Zencefil, rezene tohumu ve kuru naneden yapacağınız çay birebirdir.

Ballı yoğurtlu yüz kesesi

Bir tatlı kaşığı öğütülmüş badem

2 tatlı kaşığı ince öğütülmüş yulaf

1 çorba kaşığı az yağlı yoğurt

1 tatlı kaşığı az yağlı yoğurt

1 tatlı kaşığı bal

1 damla lavanta esansiyel yağı

Malzemeleri karıştırın, cildinizi ılık su ile nemlendirdikten sonra karışımı nemli cilde uygulayın. Yüzünüzü ılık su ile durulayın, ardından tonik ve nemlendirici sürün.

Sivilce tedavisi

Sivilceleri sıkmayın. Onun yerine günde birkaç defa dönüşümlü olarak sıcak ve soğuk el bezleriyle kompres yapın. Bir dakika sıcak kompresin ardından bir dakika soğuk kompres yapın. Böylece kan dolaşımı hızlanarak cilt iyileşir. Son olarak yumuşak bir dokunuşla çay ağacı esansiyel yağı uygulayın.

Evinizi çiçeklerle güzelleştirin ve havasını temizleyin

Evde neden çiçek yetiştiririz? Sadece güzel görüntüleri için değil, evin havasını tazelemeleri için de. Mesela aloe vera (sarı sabır), devetabanı, kurdele çiçeği, kauçuk, duvar sarmaşığı, barış çiçeği ve schefflera gibi ev bitkileri evdeki havayı temizliyorlar.

Karıncaları öldürmeyin, kovun!

Lavanta, nane, karıncaları evinizden uzak tutacaktır. Kapı önlerine veya cam önlerine bu bitkilerden ektiğiniz saksıları koyabilirsiniz.

Hamamböceğine hoşçakal

Hamamböcekleri okaliptüs ya da biberiye yağlarının kokusunu sevmezler. Birkaç damla yağı pamuk parçalarına damlatın ve hamam böceği gördüğünüz yerlere koyun. Etkisi devam etsin diye pamuğu birkaç günde bir tazeleyin.

Sinek kovar kaseler

Birkaç kasenin içine taze limon ve portakal kabuğu rendesi ve kuru karanfil taneleri doldurun. Evin uygun köşelerine koyun.

Zor kirler için cam temizleyicisi

250 ml beyaz sirke, dörtte bir tatlı kaşığı doğal sıvı bulaşık sabunu ile 250 ml ılık suyu bir sprey şişesinde karıştırıp çalkalayın. Sert yüzeylere püskürterek iz bırakmayan, temiz bir havluyla silin.

Doğal öksürük şurubu

Anason, meyan kökü ve (arzu edilirse) yabani kara kiraz ağacı kabuğunu, ağzı kapalı bir kaptaki suyun içinde 15 dakika süreyle kaynatın. Ateşten alıp kekik ilave edin. Ağzını kapayıp oda sıcaklığına gelene kadar soğumaya bırakın. Süzün ve bal ilave edin. Buzdolabında ağzı kapalı bir kavanozda üç ay muhafaza edebilirsiniz. Öksürüğü yumuşatmak için ihtiyaç duydukça bir tatlı kaşığı alın.

Ülsere meyan kökü

Ülser hastaları sanıldığının aksine baharat yiyebilirler. Hatta ülser vakalarında kırmızıbiber iltihaplanmayı hafifletir, kanama varsa durdurur. Meyan kökü ülsere iyi geliyor. Hatta mideyi koruyan mukus sıvısının daha fazla salgılanmasını sağlar. Çiğnenebilen (DGL) meyan kökü tabletlerinden alabilirsiniz. 3 ay süreyle kullandığınızda faydasını göreceksiniz.

Sivilce ve lekelere son

2 çorba kaşığı bal

1 tatlı kaşığı kozmetik kil

2 damla lavanta yağı

Malzemeleri birleştirip ince bir macun haline getirin. (Gerekirse daha çok kil ilave edin.) Temiz ve nemli cilde sürün. 15 dakika sonra ılık suyla yıkayın. Cildinizdeki kahverengi lekeleri limon suyuyla ovun ve bunu sık sık yapın. Bir süre sonra lekelerin rengi açılacaktır.

Migren için zencefil

İlk migren belirtilerinde bir tatlı kaşığının üçte biri kadar toz zencefili, bir bardak suyla karıştırarak için. Zencefil, ağrı kesici ve ateş düşürücü etkisiyle migren krizinin önüne geçecektir.

Bitkisel kese

200 gr yulaf

75 gr badem

2 çorba kaşığı kuru lavanta

1 çorba kaşığı kuru nane

1 çorba kaşığı kuru karakafes yaprağı

60 gr kozmetik kil

Yulaf, badem ve kuru bitkileri ayrı ayrı robotta öğütün, sonra karıştırın. Kullanırken bir tatlı kaşığı karışıma yeterince ılık su ilave ederek macun kıvamına getirin. Yüzünüze bu karışımla masaj yapın, ılık suyla durulayın...

Vazo çiçeklerini şekerli suya koyarsanız daha uzun ömürlü olurlar.

Zaman

Beşibiryerde Çayını Oluşturan Bitkiler.

besi-bir-yerde-cayi Beşibiryerde çayımı 2 hafta içip bir hafta ara verdim.Bol su içiyorum.Bir saat yürüyüş yapıyorum.Hareket yapmaya çalışıyorum.Faydasını görünce sizlerle paylaşmak istedim.Porsiyonlarınızı azaltığınızda,hamur işlerini başkaları ile paylaştığınızda,ara öğünlere dikkat edildiğinde zayıflamak mümkün oluyor.Sporu ve yürüyüşüde unutmayalım.Paylaşımlarınızı bekliyorum Sağlıklı,mutlu  kalınız.

Beşibiryerde Çayı

Malzemeler

1 tatlı kaşığı funda yaprağı

1 tatlı kaşığı mate yaprağı

2 tatlı kaşığı yeşilçay

1 tatlı kaşığı kekik

1 tatlı kaşığı biberiye

Bitkilerin karışımı 1 lt. taze kaynamış suda 5-10 dk. demlendikten sonra günde en  fazla 4 bardak aralıklarla tüketilebilir.Tatlandırıcı kullanılmaması tavsiye ediliyor. Limon ile tatlandırılabilir. Deneyimlerinizi paylaşalım.

Beşibiryerde Çayını Oluşturan Bitkilerin Faydaları:

Mate yaprağı: Tüm dünyada obezite tedavisinde kullanılan mate çayı, yağ emilimini engelleyerek vücuttan su atımını kolaylaştırıyor. Her yaşta insanın rahatça kullanabileceği bitki, iştahı kapatarak zayıflamaya yardımcı oluyor.

Yeşil çay: Son yıllarda kullanımı bir hayli artan yeşil çay, vücutta biriken toksinleri atarak sindirimi kolaylaştırıyor.

Funda yaprağı: İyi bir böbrek çalıştırıcı ve idrar sökücü olan yaprak, bu özelliğiyle zayıflamaya yardımcı oluyor.

Biberiye: Yağ eritici ve hazım kolaylaştırıcı bu bitki, vücutta biriken toksinleri atarak ideal bir kiloya kavuşmanızı sağlıyor.

Kekik: Halk arasında yaygın olarak kullanılan kekik, sindirimi kolaylaştırarak vücuttaki fazla suyu atarak kilo vermenizi sağlıyor.

Tatilde kahvaltı tabağı nasıl olmalı?

acikbufekahvalti Seçtiğimiz yiyecekleri tabağa yerleştirirken ölçüyü kaçırmamak da ayrı bir marifet. Derlediğimiz ''akıllı açık büfe tabakları'' ile ağzınızın tadı bozulmadan sofradan hafif kalkacaksınız

  Denizden çıktınız, epeyce acıktınız. Üstelik açık büfeden de enfes kokular yükseliyor. Kurulanıp yemeğe doğru yol alırken az sonra olacakları öngörüp şimdiden suçluluk duymaya başladınız mı yoksa? Yok siz eğer bir Formsante kızıysanız ve dahası haberimize göz attıysanız senaryo çok daha keyifli hale gelebilir. Onca çeşit leziz yiyecekten oluşan açık büfeyi sağlıklı beslenmek için bir fırsata dönüştürmeye ne dersiniz? Değişik besin gruplarının bir arada tüketmenin dengeli beslenmenin kuralı olduğunu artık biliyoruz. Besinleri ne kadar dengeli olarak öğünlerimizde bulundurursak vücut için yararlılığı o kadar fazla oluyor. Bu açıdan bakınca yaz tatil ve davetlerinin vazgeçilmezi açık büfeler gözümüze masum görünebilir. Ancak tabağımızı dikkatlice doldurmazsak açık büfe keyfi büyük bir tuzağa da dönüşebilir. Siz kendinizi yormayın. Dengeli bir tatil menüsünü sizin yerinize seçerken işin profesyonellerinden yardım aldık. Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez 'Açık büfeyi görünce hemen hepsinden almalıyım fikri yerine mutlaka seçim yapacağınıza kendi kendinizi önceden hazırlayın' diyor.

Tadınızı kaçırmayın
Zeytinyağlılar, kızartmalar, börekler, çorba çeşitleri,
salam, sucuk, kavurmalar ve tatlılar insana çok cazip görünüyor değil mi? Bu meydan okumaya pabuç bırakmamak lazım. Derin bir nefes alıp bazı sağlıklı beslenme kurallarını hatırlayalım: Kızartmalar kanda kötü huylu kolesterolün artmasına, boş kalori alınmasına ve kansere neden olan maddelerin tüketilmesine yol açar. Tatlıların çoğu kan şekerinizin hızla yükselmesine ve daha sonra da kısa sürede düşmesine neden olur. Bu da acıkmayı hızlandırır. Ayrıca şekerli besin tüketmek kandaki yağlardan, kalp hastalığı için gösterge olan trigliserid denilen maddenin yükselmesine neden olur. İşlenmiş etlerden salam, sucuk, sosis, kavurma kalp ve damar sağlığınızı tehdit eder, yüksek miktarda kolesterol içerir, kanser yapıcı maddelerin vücuda alınmasına yol açar. Biliyoruz ki; sıkı yemek sonrası kalp krizi oluşma riski çok fazla. Sıcak havalarda sindirim sisteminizi zorlayacak yemek yemek; mide bulantısı, barsaklarda bozulma, midede yanma, hazmetmede güçlük gibi sorunlara neden olur. Çok yemek yemek; hareket kabiliyetinizi kısıtlar ve uyku hali verir. Yemekte gözünüzü değil midenizin doygunluğu önemli. Yavaş yavaş yemeyi denediğinizde daha tok kalabildiğinizi siz de fark edeceksiniz.

 Tatil tabağı nasıl olmalı?
Açık büfe kahvaltı: Mutlaka güne kahvaltı ile başlamalısınız. Kahvaltılarınız için 2 küçük tabak kullanın.tatilde beslenme
l Birinci küçük tabakta peynir çeşitlerinden 2 dilim seçin (unutmayın sert peynirlerin kalsiyum içerikleri fazladır), 4-5 adet siyah ve yeşil zeytin alın, 1 ince dilim kepekli, çavdar veya
mısır ekmeği kesin ve tabağın geri kalan kısmınımeyve dilimleri ile zenginleştirin.
İkinci küçük tabağa
domates, salatalık, taze nane, taze maydanoz, roka, tatlı kırmızı biber veya yeşil biber koyun. İçecek olarak açık az limonlu çay veya taze sıkılmış meyve suyu veya kafeini azaltılmış az süt eklenmiş kahve içebilirsiniz. Kahvaltınızı en az 20 en fazla 30 dakika sürecek şekilde yavaş yavaş yapın. Kahvaltı sonrası en az 20 dakika hafif tempo yürüyüş iyi gelecektir.
Açık büfe öğle yemeği: Hemen orta boy servis tabağınızı alın ve göz ucuyla tabağınızı dört eşit parçaya bölün. Böylece sevdiğiniz her şeyden azar azar alma şansına sahip olursunuz. Dörtte bir kısmına zeytinyağlı sebze yemeği veya 1 adet dolma, dörtte bir kısmına ızgara tavuk, balık, köfte veya et sote yemeği, dörtte bir kısmına yoğurt, geri kalan kısmına az yağ eklenmiş salata ve öğünün yanına 1 dilim çavdar, kepekli veya mısır ekmeği ekleyin. Yine öğün sonrası en az 20-30 dakika fiziksel aktivite yapın.

Formsante dergisi

Vejeteryan beslenme sağlıklı mıdır?

Et, balık ve kümes hayvanlarını tüketmeyenlere süt ürünleri, yumurta gibi besinleri tercihli tüketenlere vejeteryan denir. Vejeteryanlar 3 ana gruba ayrılırlar.



Anadolu Sağlık Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Aytaç Ak, vejeteryan beslenmenin sağlıklı olup olmadığı konusunda merak edilen soruları yanıtladı.

Lakto-Ovo vejetaryenler: Hayvan eti tavuk ,balık,kırmızı et yemezler ancak yumurta ve süt ürünlerini tüketirler. Vejeteryanların %80-90’ı bu grubu oluştururlar.

Lakto vejetaryenler: Hayvan eti yemedikleri gibi yumurta, süt, yoğurt da tüketmezler.

Veganlar: Katı vejeteryan bu olan grup et, süt, yumurta tüketmedikleri gibi hayvansal hiçbir besin maddesini tüketmezler. Bal, dondurma, yoğurt, muhallebi gibi hayvansal ürünlerden yapılan besin maddeleri bu tür vejeteryanların yasakları arasındadır.
Bu üç ana grubun dışında, ovo-vejetaryen (süt tüketmeyip, yumurta yiyen), pesketaryen (hayvan eti olarak sadece balık tüketen) veya semi-vejetaryen (kırmızı et değil de beyazı tüketen) gibi değişik gruplar da bulunmaktadır.

Vejeteryan beslenme sağlıklı mıdır?

Vejeteryan beslenmeyi tek başına iyi veya kötü olarak nitelemek doğru değildir. Avantajlarını, riskli durumlarını iyi analiz etmek, eksikliği olmasıvejetaryan  muhtemel besin maddelerini iyi bilmek gerekir. Vejeteryan beslenenlerin yaşam sürelerinin daha uzun olduğunu gösteren birçok araştırma bulunmaktadır. Sık görülen hastalıklar için vejeteryanlığı değerlendirirsek;

Kanser hastalığı açısından değerlendirildiğinde; vejeteryan beslenenlerin daha az kanser olduğuna dair araştırmalar mevcuttur. Et içindeki homosistein, pişirme şekilleri ile okside olan yağ asitleri birçok kansere sebep oksidan madde et tüketimi ile alınmış olur. Hayvanlara verilen hormonlar, antibiyotikler, kimyasal besin bileşikleri hayvanların otlaklardan aldığı kimyasallar, etin kanserojen yükünü anlamlı derecede artırır. Ayrıca salam, sosis, sucuk gibi nitrat koyularak yapılan besinler kanserojen besinlerdir.

Vejeteryanlar hem bu oksidan maddeleri almadıkları gibi anti oksidan E vitamini, C vitamini, karotenoidler, biyoflavonoidler alımları oldukça yüksektir. Bu maddeler kanseri engelleyen besin maddeleridir.

En sık ölüme neden olan
kalp damar hastalıkları yönünden de vejeteryan beslenmek avantajlıdır. Kalp damar hastalığının en önemli risk kan değeri olan LDL kolesterolün (kötü kolesterol) vejeteryanlarda oldukça düşük olduğu önemli araştırmalarda gösterilmiştir. Vejeteryan diyetindeki hayvansal doymuş yağ oranının az alımı, homosistein alınmaması, posa, antioksidanların yüksek tüketilmesi bunun en önemli nedenlerindendir.

Ayrıca vejeteryan olanlarda daha az şişmanlık, diş çürümesi görüldüğünü söyleyen araştırmalar da mevcuttur.

Vejeteryanlığın sakıncaları var mı?

Evet var. Öncelikle değerlendirilmesi gereken bu hastalıklarda et tüketiminin katkısı olduğu ama bu katkının etin doğal içeriğinden çok hayvanların büyütülmesi, etin işlenmesi ve pişirilmesine kadar geçen süreçte gerçekleştirilen uygulamalardır.

İyi planlanmamış bir
vejeteryan diyetinde et ve süt önemli derecede bulunan Fe, riboflamin, B12, protein, kalsiyum, çinko gibi besin öğeleri eksikliği görülebilir. Bu da bazı risk grupları için tehlikelidir.

Bu risk grubuna kimler girer?

Bu risk grubuna
hamileler, bebekler ve çocuklar girer.

Vejetaryan hamileler için bir beslenme planı önerir misiniz?

Sabah: 2 dilim orta yağlı beyaz peynir, 1 haşlanmış yumurta, 2 tatlı kaşığı pekmez, 4-5 zeytin, ekmek, domates ve salatalık.

Kuşluk: Yarım çay bardağı kuru üzüm.

Öğle: 1 tabak kurubaklagil, 1 tabak pilav ya da makarna, salata, (2 dilim beyaz peynir, zeytinyağlı, 1 tabak sebze yemeği, 1 dilim kepekli ekmek.

İkindi: 1 muz ya da 1 su bardağı çilek, 1 kase yoğurt ya da 5 ceviz.

Akşam: 1 kase çorba, 1 tabak sebze yemeği, salata ( 2 dilim kaşar peynir), ekmek.

Gece: 20-25 kiraz veya yarım çay bardağı kuru üzüm veya 20 fındık, 1 kase yoğurt

Vejeteryan birisi kendinde bu besin öğelerinin eksikliğinin olup olmadığını nasıl anlar ?

Vejeteryansanız öncelikle kan sayımı (hemogram) ile kanınızı bir kez değerlendirtmelisiniz. Bu değerlendirmede demir eksikliği ve B12 bağlı anemi görülecektir.
B12 vitamini sadece ette bulunur ve eksikliği unutkanlığa ve sinir sistemi hastalıklarına neden olur. Bu nedenle bir vejetaryan idrarındaki metil-malonik aside baktırarak kendisinde böyle bir eksiklik bulunup bulunmadığını kontrol ettirmelidir.

Vegan tarzı vejeteryanlar ise bu analize gerek duymadan B12 vitamin suplamentleri başlamalıdır.

Eğer halsizlik, yorgunluk, saç kaybı,
deri döküntüleri, tırnak kırıkları, sık sık hastalanma, dudak–cilt lezyonları var ise ve vejeteryansanız bir uzmana danışmanız önerilir.

Milliyet

Kilo Vermede Yiyeceklerin Önemi

  1. armut Kahvaltıda Armut yiyin: Armudu rendeleyin ve yulafa katın. Bu karışıma biraz da yoğurt ekleyin. Armudun içeriğindeki früktoz uzun süre açlık hissetmemenizi sağlar.
  2. Peynir: İçeriğinde yer alan proteinler iştahı baskılamakta yardımcı olur. Bunun dışında yüksek kalsiyum içeriği nedeni ile de zayıflamaya yardımcı etkisi olabilir. Yapılan bilimsel çalışmalar, yetersiz kalsiyum tüketiminin kilo vermeyi zorlaştırdığını ortaya koymuştur.
  3. Yumurta: Haftada iki yumurta yiyin. Çünkü yumurtada bol miktarda triptofan var. Bu da neşenizin yerine gelmesini ve acıkmamanızı sağlar.
  4. Salatalık: İyice yıkayın ve kabuklarıyla birlikte ince dilimler halinde kesip üzerine bol bol dereotu serpin. Bu sebzenin kalorisi yok denilecek kadar az . Lif zengini olması sayesinde tokluk hissi veriyor. Ayrıca sağlıklı bir su deposudur.
  5. Karnabaharı ve Brokoli: Hafifçe haşlayıp yoğurtla tatlandırın. Bu karışım lif açısından zengin olduğundan sizi uzun süre tok tutar. Brokoli, ayrıca C vitamini deposu ve kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor. Karaciğere iyi geliyor. Hazma yardımcı oluyor.
  6. Enginar Kökü: Karaciğerlerinizi çalıştırmak için 10 adet enginar kökünü, içine 1 doğranmış soğan, karabiber tanesi ve yarım limon katılmış suda haşlayın. Daha sonra 1 çay kaşığı bal, iki sap kekik ve biraz limon suyunu kaynatın. Enginar köklerini süzün ve hazırlamış olduğunuz karışımın içinde biraz pişirip çıkarın.
  7. Yulaf Ezmesi: Günü canlı geçirmek için kendinize yulaf ezmesi hazırlayıp içine kuru meyveler katın. Bu, karbonhidrat ihtiyacınızı karşılayacaktır. Yulaf, tokluk ve şişkinlik hissi veriyor. Bir kase lapası, vücutta üç kase su tutmayı sağlıyor.
  8. Bezelye: Bezelyenin içeriğinde de bulunan albümin, iştahınızı kapatmak için iyi bir besindir. Bu nedenle sık sık bezelye çorbası için.
  9. Fasulye :Fasulye’de de albümin vardır. Bir porsiyon yeşil fasulyeyi 20 dakika suda haşlayıp sirke, karabiber ve biraz tuzla tatlandırın. İsterseniz yağsız krema da katabilirsiniz. Adzuki fasulyesi,(küçük kırmızı fasulye) fasulyeler arasında en az yağ oranına sahip olanıdır. Vücutta daha fazla su tutar ve açlığı giderir.
  1. Tarçın: İşte başka bir iştah azaltıcı… Tarçın üzerinde yapılan çalışmaların sonucunda, tarçının özellikle şeker hastalarında kan şekeri dengeleyici bir etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Şeker hastasıysanız ve diyet yapıyorsanız hem daha uzun süre tok hissetmek hem de kan şekerinizi dengelemeye yardımcı olmak adına günde ¼ - ½ çay kaşığı kadar tarçın ile menülerinizi süslemeyi deneyebilirsiniz.
  2. Yeşil Salata ve Balık: Kendinize yeşil salata, uskumru veya ton balığı, kivi ve portakaldan oluşan bir ziyafet hazırlayın. Balığın içeriğindeki İyot, tiroit bezinin işlevlerini hızlandırdığından açlık hissi giderilir.
  3. Portakal ve Ispanak Yaprağı: Kendinize portakal ve 50 gr. ıspanak yaprağından oluşan bir salata hazırlayın. Salatayı 50 gr. yağsız yoğurt, bir tutam tuz ve karabiberden oluşan bir sosla tatlandırın. Hem enfeksiyonlara karşı korunun hem de midenizi doyurun.
  4. Sirke: Salatalarınıza ekleyeceğiniz sirke tokluk sürenizi uzatabilir. Yapılan bilimsel çalışmalar, sirkenin içinde bulunan asetik asidin sindirim hızını yavaşlattığını ortaya koymuştur. Böylece kan şekeriniz daha dengeli yükselir ve daha uzun süre kendinizi tok hissedersiniz.
  5. Yağsız Kaşar ve Zeytin: Yağsız kaşarı ince ince dilimleyin ve siyah zeytin ile süsleyin. Üzerine 1 yemek kaşığı sirke dökün. Bu, birkaç saat için açlığınızı giderecektir.
  6. Etli, Sütlü veya Yumurtalı Çorba: Çorbalar, öğünde daha az enerji tüketmek için farklı bir yoldur. Su içerikleri nedeni ile midede oluşturdukları basınç sayesinde daha kısa sürede doymamızı sağlarlar. İlginç bir bilimsel veri de, protein içeriği yüksek çorbaların gün boyunca enerji alımını azaltmada diyet yapanlara yardımcı olmasıdır.
  7. Maydanoz: Enerjisiz kalmamak için 1 demet maydanozu blenderden geçirip sebze suyuyla karıştırın. Bir-iki damla acı biber sosu ekleyin ve bunu bir güzel için. Bu içeceğin içindeki C vitamini ve bitkisel maddeler yağ yıkımını kolaylaştırır.
  8. Soda: Meyve suyunun içine katacağınız soda, magnezyum ihtiyacınızı karşılayacak ve açlığınızı giderecektir.
  9. Yeşil çay: Güçlü antioksidan etkisi ile bedenimizi zehirli maddelerden temizlemesinin yanı sıra, yeşil çay içerdiği bileşikler ile metabolik hızı da arttırmaktadır. Günde 1–2 fincan yeşil çay tüketerek metabolizmanızı enerjik hale getirebilir; aynı zamanda bedenimize dost antioksidanları da alabilirsiniz.
  10. Kırmızı acı biber: Acı biberin içerdiği kapsaisin adlı maddenin metabolik hızı arttırabileceği bilimsel çalışmalar ile saptanmıştır. Yemeklerinize ve salatalarınıza katacağınız bir miktar acı kırmızıbiber ile bedeninize canlılık, menülerinize lezzet ekleyebilirsiniz. Ayrıca kapsaisin adlı maddenin iştahı azalttığına dair bilimsel verilerde bulunmaktadır
  11. Mor Erik: Tatlı olarak 250 gr. mor eriği biraz tarçınla haşlayın. Bu meyve früktoz açısından oldukça zengin olmakla birlikte tatlı ihtiyacınızı da karşılayacaktır.
  12. Kuru Erik: Öğünler arasında acıktığınızda kuru erik yiyin. Kuru erik kan şekerinin düşmesini engeller. Ancak fazla abartmayın. Çünkü bir kuru erikte 8 kalori var..
  13. Elma: Kırmızı elmayı ince dilimler halinde kesip 1 çay kaşığı kıyılmış ceviz ve yarım çay kaşığı yonca balıyla karıştırın. Bu karışımın içeriğindeki değerli lifler, hem doyurucu ve hafif tatlı hem de bağırsakları çalıştırıcı etki gösterir.
  14. Ananas: 200 gr. ananası incecik doğrayın ve süzgeçten geçirin. İçine 100 gr. kefir ve taze nane ekleyin. Ananasın içindeki enzimler, protein sindirimini hızlandırdığından oldukça doyurucudur. Ayrıca selülit oluşumunu da engeller.
  15. Böğürtlen: Bol bol böğürtlen yiyin. Böğürtlen sizi hem neşelendirir, hem de tok tutar. Kan şekerinizin yükseleceğinden korkmayın. Çünkü böğürtlenin içeriğindeki doğal şekerler, kan şekerini hiçbir şekilde etkilemez.
  16. Badem: Yağlı kuruyemişlerden olan badem birçok vitamin, mineral ve posadan zengindir. Bunun yanı sıra kalp sağlığını koruyan omega-3 yağ asitlerini de içerir. Yapılan son bilimsel araştırmalar, beslenme programında yeterli miktarda (aşırı değil!) badem bulunan kadınların, badem tüketmeyen kadınlara göre daha kolay kilo verdiğini göstermiştir.