| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

HERŞEYİ PAYLAŞALIM

80 "kadın" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"kadın" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

AYAKKABI ALIRKEN DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER!..

_ayakkabi-5 Ayakkabı alırken, terletmeme, hava sirkülasyonu sağlama ve ayakları rahat ettirme özelliklerine özen gösterilmesi gerekiyor.

Ayakkabı alırken, terletmeme, hava sirkülasyonu sağlama ve ayakları rahat ettirme özelliklerine özen gösterilmesi gerekiyor. Prof. Dr. Hamdi Memişoğlu, gün boyu vücudun bütün yükünü taşıyan ayakların bakımının çok önemli olduğunu ve gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini söyledi. Sentetik deriden yapılan ayakkabılar, nemle birlikle sık karşılaşılan mantar hastalığına zemin hazırlıyor. Ayak sağlığında en sık karşılaşılan problemin, terlemeye bağlı olarak ortaya çıkan, kaşınma ve mantar hastalığı olduğuna dikkati çeken Memişoğlu, bunun en önemli sebebinin ise sentetik derinden imal edilen ayakkabılar olduğunu söyledi.

SENTETİK MADDE OLMASIN

Ayakkabı alınırken, öncelikli olarak ayakların rahat edeceği, topuklarda da ölçülü yüksekliklerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Memişoğlu, şöyle konuştu: "İnsanın tüm yükünü taşıyan ayaklar, gerekli hassasiyeti de fazlasıyla hak ediyor. Sağlıklı ayaklar için en önemli unsuru ise ayakkabı oluşturuyor. Ayakkabı alınırken, derisinin sentetik madde içermemesi önemli. Mutlaka, hava sirkülasyonu sağlanması açısından malzemesinin hakiki deri olmasına özen gösterilmeli. Bunun yanı sıra ayakkabının taban astarı da deriden yapılmalı. Sentetik deriden yapılan ayakkabılar, nemle birlikle sık karşılaşılan mantar hastalığına zemin hazırlıyor."

NÖBETLEŞE GİYİN

Ayakkabının yanı sıra giyilecek çorabın seçimine de dikkatli olunmasını öneren Memişoğlu, terlemeyi önleyici iplikten yapılmış olanların tercih edilmesini istedi. Satın alırken, şıklığın yanı sıra daha çok rahatlığın ön planda tutulması gerektiğine dikkati çeken Memişoğlu, olası nemin giderilmesi için ayakkabıların mutlaka dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Memişoğlu, "Ayak sağlığı ve istenmeyen kokuları önlemek için ayakkabıları nöbetleşe giyin. Böylece hem ayaklarınızı hem de ayakkabılarınızı korumuş olursunuz" dedi.

KUSURSUZ DEKOLTE İÇİN...

boyun dekoltesi KUSURSUZ BİR DEKOLTE İÇİN ÖNERİLER
1. Güneşe çıkmadan önce koruyucu ürünler kullanın.
2. Üstsüz güneşlenmeyin.
3. Özel boyun dekolte kremleri ile düzenli bir bakım yapın. Göğüs bölümünün gerginleştirilmesi için günlük duş veya banyodan sonra gereken yıpranmış kısımlara dairesel hafif hareketlerle sürülür. Bu işlem spordan, saunadan veya güneş banyosundan sonra yapıldığında özellikle rahatlatıcı olur.
4. Bust forming (göğüs kremi) kremlerini çenenize kadar sürün. Havyarlı kremler efekt etkisi bulunduğundan göğüs bölgesinde en etkili kremlerdendir.
5. Myolifting (kür halinde) veya gece kremleri sürerek bu bölgenin bakımını sağlayabilirsiniz.
6. Göğsünüzde küçük sivilceler oluşmuşsa, o bölgeye bakım maskesi uygulayın.
7. Göğüs bölgesini sık sık nemlendirmeyi ihmal etmeyin.
8. Sütyen alırken sıkı olmamasına dikkat edin ve alttan destekli olanları tercih edin.
9. Çok sıcak su ile duş almayın
10. Her banyodan sonra soğuk su ile masaj yapın.
11. Doğru sütyen kullanın.
12. Sütyensiz spor yapmayın.
13. Sert peeling uygulamalarından kaçının.
14. Hassas bir cilde sahipseniz yeşil çay içeren ürünler kullanın.
15. Yastıksız ya da ince bir yastıkla uyuyun.
16. Bu bölgede ince kılcal damarlar beliriyorsa, sert masajlar yapmaktan kaçının.
17. Sürekli yüz üstü yatmayın.
18. Çok sık kilo alıp vermeyin. Düzensiz bir şekilde kilo alıp vermek, bir süre sonra göğüslerde elastikiyet kaybına yol açıyor. Ayrıca dokular zayıflıyor ve göze hoş görünmeyen çatlaklar da oluşuyor.
19. Düzenli olarak nemlendirici bir krem ile masaj yapın.
20. Özellikle günde yarım saat boyun, omuz ve kolları çalıştırıcı egzersizleri ihmal etmeyin.
21. Sigara vücudunuzdaki hücre yenilenmesini olumsuz etkiliyor ve tüm organlarınız gibi göğüsleriniz de bundan nasibini alıyor.
22. Göğüslerinize düzenli olarak peeling uygulamaya özen gösterin. Peelingin ardından göğüs dekolteniz canlı bir görünüme kavuşur.

GÖĞÜS MASAJI NASIL YAPILIR?
Göğüsleri geliştiren ve güzelleştiren birkaç masaj yeri vardır. Bunlar; göğüs, boyun ve omuzlardır.  Boynunuza yani nefes borusunun olduğu yere yapacağınız masaj troid bezlerinin çalışmasını ve troid salgınısı etkileyerek göğüsleri geliştirir. Göğsünüze masaj yapmak için avuç içlerinizi göğsünüzün üstüne koyup sağ elinizi saat yönünde, sol elinizi de tam ters yönde çevirerek göğüslerinizi ovun. Göğüslerinizi güçlendirecek bir başka hareket elinize bir havlu alıp çamaşır sıkar gibi bükmenizdir. Bu hareketi ilk gün  20 defa yapın. Daha sonra her gün 10’ar 10’ar arttırarak 100’e kadar çıkarın. Özellikle göğüslerinize yaptığınız masajı sık sık uygulayın. Hatta bu masajı göğüs güzelliği için özel olarak satılan jeller ve kremlerle yaparsanız, kısa zamanda istediğiniz güzel göğüslere kavuşursunuz.

Beşibiryerde Çayını Oluşturan Bitkiler.

besi-bir-yerde-cayi Beşibiryerde çayımı 2 hafta içip bir hafta ara verdim.Bol su içiyorum.Bir saat yürüyüş yapıyorum.Hareket yapmaya çalışıyorum.Faydasını görünce sizlerle paylaşmak istedim.Porsiyonlarınızı azaltığınızda,hamur işlerini başkaları ile paylaştığınızda,ara öğünlere dikkat edildiğinde zayıflamak mümkün oluyor.Sporu ve yürüyüşüde unutmayalım.Paylaşımlarınızı bekliyorum Sağlıklı,mutlu  kalınız.

Beşibiryerde Çayı

Malzemeler

1 tatlı kaşığı funda yaprağı

1 tatlı kaşığı mate yaprağı

2 tatlı kaşığı yeşilçay

1 tatlı kaşığı kekik

1 tatlı kaşığı biberiye

Bitkilerin karışımı 1 lt. taze kaynamış suda 5-10 dk. demlendikten sonra günde en  fazla 4 bardak aralıklarla tüketilebilir.Tatlandırıcı kullanılmaması tavsiye ediliyor. Limon ile tatlandırılabilir. Deneyimlerinizi paylaşalım.

Beşibiryerde Çayını Oluşturan Bitkilerin Faydaları:

Mate yaprağı: Tüm dünyada obezite tedavisinde kullanılan mate çayı, yağ emilimini engelleyerek vücuttan su atımını kolaylaştırıyor. Her yaşta insanın rahatça kullanabileceği bitki, iştahı kapatarak zayıflamaya yardımcı oluyor.

Yeşil çay: Son yıllarda kullanımı bir hayli artan yeşil çay, vücutta biriken toksinleri atarak sindirimi kolaylaştırıyor.

Funda yaprağı: İyi bir böbrek çalıştırıcı ve idrar sökücü olan yaprak, bu özelliğiyle zayıflamaya yardımcı oluyor.

Biberiye: Yağ eritici ve hazım kolaylaştırıcı bu bitki, vücutta biriken toksinleri atarak ideal bir kiloya kavuşmanızı sağlıyor.

Kekik: Halk arasında yaygın olarak kullanılan kekik, sindirimi kolaylaştırarak vücuttaki fazla suyu atarak kilo vermenizi sağlıyor.

Kilo Vermede Yiyeceklerin Önemi

  1. armut Kahvaltıda Armut yiyin: Armudu rendeleyin ve yulafa katın. Bu karışıma biraz da yoğurt ekleyin. Armudun içeriğindeki früktoz uzun süre açlık hissetmemenizi sağlar.
  2. Peynir: İçeriğinde yer alan proteinler iştahı baskılamakta yardımcı olur. Bunun dışında yüksek kalsiyum içeriği nedeni ile de zayıflamaya yardımcı etkisi olabilir. Yapılan bilimsel çalışmalar, yetersiz kalsiyum tüketiminin kilo vermeyi zorlaştırdığını ortaya koymuştur.
  3. Yumurta: Haftada iki yumurta yiyin. Çünkü yumurtada bol miktarda triptofan var. Bu da neşenizin yerine gelmesini ve acıkmamanızı sağlar.
  4. Salatalık: İyice yıkayın ve kabuklarıyla birlikte ince dilimler halinde kesip üzerine bol bol dereotu serpin. Bu sebzenin kalorisi yok denilecek kadar az . Lif zengini olması sayesinde tokluk hissi veriyor. Ayrıca sağlıklı bir su deposudur.
  5. Karnabaharı ve Brokoli: Hafifçe haşlayıp yoğurtla tatlandırın. Bu karışım lif açısından zengin olduğundan sizi uzun süre tok tutar. Brokoli, ayrıca C vitamini deposu ve kilo vermeye yarayan kalsiyum içeriyor. Karaciğere iyi geliyor. Hazma yardımcı oluyor.
  6. Enginar Kökü: Karaciğerlerinizi çalıştırmak için 10 adet enginar kökünü, içine 1 doğranmış soğan, karabiber tanesi ve yarım limon katılmış suda haşlayın. Daha sonra 1 çay kaşığı bal, iki sap kekik ve biraz limon suyunu kaynatın. Enginar köklerini süzün ve hazırlamış olduğunuz karışımın içinde biraz pişirip çıkarın.
  7. Yulaf Ezmesi: Günü canlı geçirmek için kendinize yulaf ezmesi hazırlayıp içine kuru meyveler katın. Bu, karbonhidrat ihtiyacınızı karşılayacaktır. Yulaf, tokluk ve şişkinlik hissi veriyor. Bir kase lapası, vücutta üç kase su tutmayı sağlıyor.
  8. Bezelye: Bezelyenin içeriğinde de bulunan albümin, iştahınızı kapatmak için iyi bir besindir. Bu nedenle sık sık bezelye çorbası için.
  9. Fasulye :Fasulye’de de albümin vardır. Bir porsiyon yeşil fasulyeyi 20 dakika suda haşlayıp sirke, karabiber ve biraz tuzla tatlandırın. İsterseniz yağsız krema da katabilirsiniz. Adzuki fasulyesi,(küçük kırmızı fasulye) fasulyeler arasında en az yağ oranına sahip olanıdır. Vücutta daha fazla su tutar ve açlığı giderir.
  1. Tarçın: İşte başka bir iştah azaltıcı… Tarçın üzerinde yapılan çalışmaların sonucunda, tarçının özellikle şeker hastalarında kan şekeri dengeleyici bir etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Şeker hastasıysanız ve diyet yapıyorsanız hem daha uzun süre tok hissetmek hem de kan şekerinizi dengelemeye yardımcı olmak adına günde ¼ - ½ çay kaşığı kadar tarçın ile menülerinizi süslemeyi deneyebilirsiniz.
  2. Yeşil Salata ve Balık: Kendinize yeşil salata, uskumru veya ton balığı, kivi ve portakaldan oluşan bir ziyafet hazırlayın. Balığın içeriğindeki İyot, tiroit bezinin işlevlerini hızlandırdığından açlık hissi giderilir.
  3. Portakal ve Ispanak Yaprağı: Kendinize portakal ve 50 gr. ıspanak yaprağından oluşan bir salata hazırlayın. Salatayı 50 gr. yağsız yoğurt, bir tutam tuz ve karabiberden oluşan bir sosla tatlandırın. Hem enfeksiyonlara karşı korunun hem de midenizi doyurun.
  4. Sirke: Salatalarınıza ekleyeceğiniz sirke tokluk sürenizi uzatabilir. Yapılan bilimsel çalışmalar, sirkenin içinde bulunan asetik asidin sindirim hızını yavaşlattığını ortaya koymuştur. Böylece kan şekeriniz daha dengeli yükselir ve daha uzun süre kendinizi tok hissedersiniz.
  5. Yağsız Kaşar ve Zeytin: Yağsız kaşarı ince ince dilimleyin ve siyah zeytin ile süsleyin. Üzerine 1 yemek kaşığı sirke dökün. Bu, birkaç saat için açlığınızı giderecektir.
  6. Etli, Sütlü veya Yumurtalı Çorba: Çorbalar, öğünde daha az enerji tüketmek için farklı bir yoldur. Su içerikleri nedeni ile midede oluşturdukları basınç sayesinde daha kısa sürede doymamızı sağlarlar. İlginç bir bilimsel veri de, protein içeriği yüksek çorbaların gün boyunca enerji alımını azaltmada diyet yapanlara yardımcı olmasıdır.
  7. Maydanoz: Enerjisiz kalmamak için 1 demet maydanozu blenderden geçirip sebze suyuyla karıştırın. Bir-iki damla acı biber sosu ekleyin ve bunu bir güzel için. Bu içeceğin içindeki C vitamini ve bitkisel maddeler yağ yıkımını kolaylaştırır.
  8. Soda: Meyve suyunun içine katacağınız soda, magnezyum ihtiyacınızı karşılayacak ve açlığınızı giderecektir.
  9. Yeşil çay: Güçlü antioksidan etkisi ile bedenimizi zehirli maddelerden temizlemesinin yanı sıra, yeşil çay içerdiği bileşikler ile metabolik hızı da arttırmaktadır. Günde 1–2 fincan yeşil çay tüketerek metabolizmanızı enerjik hale getirebilir; aynı zamanda bedenimize dost antioksidanları da alabilirsiniz.
  10. Kırmızı acı biber: Acı biberin içerdiği kapsaisin adlı maddenin metabolik hızı arttırabileceği bilimsel çalışmalar ile saptanmıştır. Yemeklerinize ve salatalarınıza katacağınız bir miktar acı kırmızıbiber ile bedeninize canlılık, menülerinize lezzet ekleyebilirsiniz. Ayrıca kapsaisin adlı maddenin iştahı azalttığına dair bilimsel verilerde bulunmaktadır
  11. Mor Erik: Tatlı olarak 250 gr. mor eriği biraz tarçınla haşlayın. Bu meyve früktoz açısından oldukça zengin olmakla birlikte tatlı ihtiyacınızı da karşılayacaktır.
  12. Kuru Erik: Öğünler arasında acıktığınızda kuru erik yiyin. Kuru erik kan şekerinin düşmesini engeller. Ancak fazla abartmayın. Çünkü bir kuru erikte 8 kalori var..
  13. Elma: Kırmızı elmayı ince dilimler halinde kesip 1 çay kaşığı kıyılmış ceviz ve yarım çay kaşığı yonca balıyla karıştırın. Bu karışımın içeriğindeki değerli lifler, hem doyurucu ve hafif tatlı hem de bağırsakları çalıştırıcı etki gösterir.
  14. Ananas: 200 gr. ananası incecik doğrayın ve süzgeçten geçirin. İçine 100 gr. kefir ve taze nane ekleyin. Ananasın içindeki enzimler, protein sindirimini hızlandırdığından oldukça doyurucudur. Ayrıca selülit oluşumunu da engeller.
  15. Böğürtlen: Bol bol böğürtlen yiyin. Böğürtlen sizi hem neşelendirir, hem de tok tutar. Kan şekerinizin yükseleceğinden korkmayın. Çünkü böğürtlenin içeriğindeki doğal şekerler, kan şekerini hiçbir şekilde etkilemez.
  16. Badem: Yağlı kuruyemişlerden olan badem birçok vitamin, mineral ve posadan zengindir. Bunun yanı sıra kalp sağlığını koruyan omega-3 yağ asitlerini de içerir. Yapılan son bilimsel araştırmalar, beslenme programında yeterli miktarda (aşırı değil!) badem bulunan kadınların, badem tüketmeyen kadınlara göre daha kolay kilo verdiğini göstermiştir.

Elma Çayı

Havanın ısınması ile bir çoğumuzda daha ince ,fit ,sağlıklı görünme telaşı aldı.Dün sabah haberlerinde duyduğum bir çayı sizlere hatırlatmak istedim.Uygulayanlar var ise sonuçlarını paylaşmak isterim.

Malzemeler

2-3 adet elma (kabukları ile)

1 adet portakal

1tatlı kaşığı tarçın

1 kaç tane karanfil

1 lt. su

y

Yapılışı

Elmaların çekirdekleri çıkarılır.Dörde bölünür.Portakal kabukları ile dörde bölünür.tarçın,karafil,su hepsi bir tencerede kaynatılır.Suyu aç karnına aralıklı tüketilir.Posa kısmı ise ara öğün olarak (saat 11.00 gibi) tüketilir.

Ben taze olarak iki gündür günlük yapıyorum.Bakalım etkisi nasıl olacak.

Şu anda 63 kiloyum.Hedefim hazirana kadar 59 kilo olmak.(Uzmanlar bir haftada bir kilo vermenin sağlıklı olduğunu diğerlerinin kolay geri alındığını söylüyorlar.Normal kilonun altındakilerin daha uzun ömürlü olduğu gözlemleniyor.Darısı kilo problemi olanlara...)

Her sabah bir saat yürüyorum.Değişiklikleri yazacağım.

Sizlerde uyguladıklarınızı yazarsanız sevinirim.Sağlıklı,mutlu ve ince belli olmak üzere hoşcakalınız........

İştah Kesici ve Zayıflama Çayı

 

enginar Malzemeler

4 yemek kaşığı mate yaprağı

2 adet portakal kabuğu

2 adet enginar yaprağı ( küçük küçük parçalara ayrılmış )

1 yemek kaşığı rezene

2 yemek kaşığı kekik

1 lt. kaynar su

Yapılışı

Kaynar suyun içine malzemeler ilave edilir.Ihlamur gibi 30 dk. demlendirilir.Yemekten 15 dk. önce içilir.Tokluk hissi verir.

Sabah  erken kalkmak önemli çünkü erken kalktığınızda metabolizma hızlanır, sabah sporu ise vücudu canlandırır, harekete geçirir.Çay ise çiftte kavrulmuş olur.

Berna Laçin'in programından tarifi aldım.İki gündür içiyorum.Kullananlar ve ise gözlemlerinizi paylaşmak isterim.Şimdiden paylaşımlarınız için teşekkürler....

ENGİNARIN FAYDALARI
  • Karaciğer ve böbrek yetersizliğinde,
  • Bunların sancılarında,
  • Sarılık ve gut hastalıklarında,
  • Aşırı şişmanlıkta,
  • Kurdeşende,
  • Romatizmada ve egzamada oldukça faydalıdır.
  • Kan dolaşımını düzeltir.
  • Kollestrolün neden olduğu damar sertleşmelerinde,
  • Kalp sancıları,
  • Enfarktüs,
  • Beyin kanamaları gibi rahatsızlıkların önleyicisidir.

Rezenenin Faydaları

      İştah açıcı olarak yemeklerden yarım saat önce, sindirimi uyarmak veşişkinliği gidermek için yemekten sonra,tatlandırılmadan içilir.

Öksürük ve akciğer hastalıklarına karşı, günde 3-4 bardak taze demlenmiş sıcak çay biraz balla tatlandırılarak yudumlanır. Şeker hastaları tatlandırmaz.

Göz banyoları için de bu çay kullanılır.

Portakal kabuğu: Mîdeyi uyarıcı, koku verici olarak kullanılır.

ÖNEMLİ PÜF NOKTALAR

1-Hızlı kilo verip tekrar almak vücudunuzun zayıflamaya karşı direncini arttırır ve giderek kilo vermeniz zorlaşır. Metabolizma alt üst olur.

2. Yapılan yeni araştırmalara göre meyve, sebze ve yeşil bitkileri bol yiyen kişilerin daha az kanser ve kalp hastalığına yakalandığı tespit edilmiştir.

3-Duvarınıza çivi çakacağınız zaman işaretlediğiniz yerin üzerine çapraz bant yapıştırın. Çiviyi öyle çakın, böylece duvarın alçısını çatlatmamış

4-Satın aldığınız kır çiçeklerinin daha uzun süre dayanarak vazoda güzelliklerini korumasını istiyorsanız, suyuna birkaç damla çamaşır suyu koyun. Daha uzun ömürlü olacaklardır. 
5- Pamuklu giysilerinizin çekmemesi için ilk yıkamada bir gece soğuk suda bekletin, sonra yıkayın, çekmeyeceklerdir.
6-Duvar kağıtlarını yenilemek istediğinizde eski kağıtları çıkarmak her zaman sorun olur. Ilık su dolu bir kaba bir miktar bulaşık deterjanı dökün ve karışıma batırdığınız süngerle duvar kağıtlarını silin, kolayca çıkacaklardır.
7-Evinizdeki menekşelerin daha çok çiçek vermesini istiyorsanız, toprağına yumurta kabukları karıştırın. Böylece menekşeleriniz daha sağlıklı ve daha güzel çiçekler açacaktır.

8-Dirsek ve topuklarınızın sertleşmesini istemiyorsanız bir dilim limon ile ovun. Böylece yumuşacık olacaklardır.

9-Eğer ayaklarınız çok ısınıp şişiyorsa onları saatlerce sıcak suda bekletmeyin, aksine kolonya ile ovalayın. Bilekleriniz ve ayaklarınız şişmeyecektir.
10-Eğer cildiniz kuru ise bir muzu ezin, içerisine bir çay kaşığı bal veya bademyağı karıştırıp yüzünüze sürün. Birkaç dakika bekleyip ılık su ile yıkayın.

Kaşınan gözlere dikkat!

öz Gözlerin kızarması, sulanması ve kaşıntı ile kendini gösteren “Allerjik konjonktivit” çok sık rastlanan bir göz rahatsızlığıdır.

Yeditepe Üniversitesi Göz Hastanesi’nden Doç. Dr. Sinan Tatlıpınar, bir göz rahatsızlığı olan “Allerjik konjonktivit”e sık rastlandığını belirterek “Allerjik konjunktivitin tedavisinde genellikle kombine tedaviler uyguluyoruz ama temel prensip alerjiye neden olan etkenden uzak durmaktır” diyor.

Gözlerin kızarması, sulanması ve kaşıntı ile kendini gösteren “Allerjik konjonktivit” çok sık rastlanan bir göz rahatsızlığı. Yeditepe Üniversitesi Göz Hastanesi’nden Doç. Dr. Sinan Tatlıpınar, “allerjik konjonktivit”i “göz kapaklarının içini ve gözün beyaz kısmını saran ve konjonktiva olarak isimlendirilen zarın allerjiye bağlı olarak gelişen iltihabıdır” diye tanımlıyor.

Dr.Tatlıpınar, gözün allerjik hastalıklarına sık rastlandığını belirterek “Aslında allerjik konjonktivit bir grup hastalığı tanımlayan genel bir terimdir. Alt tipleri arasında mevsimsel allerjik konjonktivit, pereniyal allerjik konjonktivit (uzun süreli allerjik konjonktivit), vernal keratokonjonktivit, atopik keratokonjonktivit ve dev papiller konjonktivit yer almaktadır” diyor.

Allerjik konjonktivitin genellikle her iki gözü birlikte etkilediğini vurgulayan Dr. Tatlıpınar, diğer belirtileri şöyle sıralıyor:
“Gözlerde kaşıntı ve kızarıklık, gözde yanma hissi, gözkapaklarında şişme, gözlerde sulanma genel belirtilerdir. Ancak türlerine göre bu belirtilerde değişiklik olabilir. İleri durumlarda saydam tabakanın (kornea) etkilenmesi halinde görme sorunlarına yol açabilir.”

Allerjik konjonktivit teşhisinin hastanın şikayetleri, dikkatli bir muayene ve bazı laboratuar incelemeleriyle konduğunu belirten Dr. Tatlıpınar, tedaviyle ilgili ise şunları söylüyor:

“Allerjik konjonktivitin tedavisinde prensip; eğer biliyorsak allerjiye neden olan etkenden uzak durmaktır. Genellikle kombine tedaviler uygulanmaktadır. Hastalığın tipine ve şiddetine göre allerjiyi önleyici antihistaminik damlalar ve gerektiğinde mutlaka doktor kontrolünde olmak üzere kortizon içeren ilaçlar kullanılmaktadır.”

Konjunktivitin Alt Tipleri

Mevsimsel ve pereniyal allerjik konjunktivit: Bu iki alerji tipi aynı gurupta toplanabilir. Her iki tipte de havada bulunan spesifik bir etkene karşı alerji gelişmektedir. Mevsimsel alerjik kojonktivit en sık rastlanan allerjik göz hastalığıdır. Tüm alerjik konjunktivit olgularının yaklaşık olarak yarısı bu guruptandır. Burada etken sıklıkla polenlerdir. İki taraflı göz yaşarması, kaşıntı, yanma hissi ve kızarıklık görülür. Göz kapakları hafif şişmiş olabilir, görme normaldir. Sıklıkla burun akıntısı, hapşırma, burunda tıkanıklık ve kaşıntı gibi allerjik rinit bulguları da eşlik eder.

Pereniyal yani uzun süreli alerjik konjunktivit yıl boyunca mevcuttur ve bu tipten başlıca ev tozu ve hayvan atıkları sorumludur. Bu tip daha az yaygın olup genellikle mevsimsel tipten daha az şiddetli biçimde ortaya çıkar.

Vernal keratokonjonktivit (Bahar Keratokonjonktiviti): Çocuk ve genç erişkinleri etkileyen bir allerjik konjunktivit tipidir. Ilık ve kuru iklimli bölgelerde daha sık ve şiddetli görülür. Erkeklerde daha sık görülmektedir. Ortaya çıkışı genellikle 5 yaşından sonradır ve genellikle ergenlik çağına gelindiğinde hastalık sonlanmaktadır. Hastalığın süresi nadiren 5–10 yılı geçer. Tipik olarak mevsimseldir ve ilkbahardan yaz sonuna kadar sürer.

Atopik keratokonjonktivit: Körlük riskinin en fazla görüldüğü allerjik konjonktivit formudur. Nadir olarak ve gençlerde görülür. Yirmili yaşlar civarında başlar ve uzun yıllar devam eder. Atopi kişinin alerjik bozukluk geliştir¬mesine yol açan kalıtımsal ve yapısal bir özelliktir. Bu konjonktivit tipi astım, rinit, atopik dermatit, besin allerjisi gibi atopi belirtileri gösteren kişilerde görülür. Göz bulguları genellikle diğer atopik bulguların ortaya çıkmasından bir kaç yıl sonra gelişir ve vernal keratokonjonktivite benzer şekildedir. Göz kapakları sıklıkla tutulmuştur. Kapak cildi kızarık, kalınlaşmış ve pul pul olmuştur. Kirpik dibi iltihabına sık olarak rastlanmaktadır.
Kapak iç kısımlarında yapışıklıklar, gözün kornea tabakasında anormal damarlanmalar, katarakt görülebilir.

Dev Papiller Konjunktivit: Bu hastalık kontakt lensler, kontakt lens temizlik veya bakım ürünlerine karşı gelişebilir. Üst kapağın altını döşeyen konjunktivada papilla denen kabarıklıklar mevcuttur. Hastalar kontakt lens taktıklarında rahatsız olduklarından yakınırlar. Bazen göz protezleri ve göze konulan dikişler de bu tabloyu oluşturabilmektedir. Tedavisinde bu tabloya yol açan etken ortadan kaldırılmalı ve alerjiyi önleyici ilaçlar kullanılmalıdır.

Bazen göze kullanılan ilaçlara, bu ilaçlar içerisindeki koruyucu maddelere veya kozmetik maddelere karşı gözde alerjik reaksiyon meydana gelebilmektedir.

Sağlıklı uyumak

Yatmadan önce perdeleri veya panjurları yarım açık duruma getirin. Böylece sabahın erken saatlerinden itibaren güneş ışınları odanızı dolduracak ve bu doğal ışınlar beyninize sinyal göndererek melatonin ve adrenalin hormonlarının salgısını tetikleyecek. Bu sayede alarmınız çalmaya başladığında, fiziksel olarak zaten kalkmaya hazır ve yarı dinç bir halde olacaksınız. Tabii ki erken yatarsanız bu süreci çok daha sağlıklı bir hale sokabilirsiniz.

ALARMI 15 DAKİKA ERKENE KURUN
Saatinizin alarmını, kalkmanız gereken süreden 15 dakika daha erkene kurmanın yararları gerçekten büyük. Bu sayede hızla yataktan kalkıp, evden çıkmanız için ayırmış olduğunuz minimum süreyi bir telaş içerisinde geçirmek zorunda kalmazsınız. Yataktan daha rahat ve sakin hareketlerle kalkar, güne daha huzurlu bir başlangıç yapabilirsiniz. Yatakta uyanık halde geçireceğiniz birkaç fazladan dakika sayesinde, hem fiziksel hem de ruhsal olarak kendinizi yeni başlayan güne daha iyi adapte edeceksiniz.

GÜNEŞE ULAŞIN
Genelde filmlerde gördüğümüz bir sahne vardır. Pencere önünde yukarıya doğru gerinerek güneşe ulaşmaya çalışmak… Her ne kadar meşhur bir film klasiği de olsa, bu hareketin yararı çok büyüktür. Sadece 15 saniyenizi harcayarak açık pencere önünde kollarınızı yukarıya kaldırarak gerinin. Ayak parmaklarınızı ve dirseklerinizi açıp kapayarak vücudunuzdaki kan dolaşımını hızlandırın. Hem temiz ve taze havayı solumuş olacak, hem de güne fiziksel olarak çok iyi bir başlangıç yapmış olacaksınız.

GÜNLÜK VİTAMİN ALIN
Günlük olarak alacağınız vitaminler gerçekten işe yarar. Vitamin tabletlerinizi, uyanınca görebileceğiniz bir yere, mesela komidinin üstüne koyarsanız, unutma şansınızı çok daha aza indirmiş olur.

KARARLARI SABAHA BIRAKMAYIN
Gerçekten rahat bir sabah geçirmek istiyorsanız, çok basit kararları bile geceden almalısınız. Ne giyeceğiniz, kahvaltıda ne yiyeceğiniz, işe hangi araçla ve hangi yoldan gideceğiniz gibi kararları akşamdan almak, sabah sizi stresten daha uzak yapacaktır. Buna ilave olarak, sabah ritüeli takıntınızdan vazgeçin. Her sabah kahvaltınızı evde yapmak zorunda değilsiniz, nadiren de olsa yapacağınız ufak değişiklikler, sıkıcı sabah ritüellerine renk katabilir.

KAHVE KOKUSUNUN CAZİBESİ
Gerçekten alabileceğiniz en iyi kahveyi satın alın. Taze çekirdekli olanlar listenin başında olabilir. Zaman ayarlı kahve makinelarından kullanırsanız, sabah ayarlayacağınız saatte nefis bir taze kahve kokusu ile uyanabilirsiniz. Kulağa hoş geliyor değil mi? Güçlü kahve kokusu sizi yataktan bir an önce kalkmaya zorlayacak ve kendinize getirecektir. Eğer ki gün içerisinde kesinlikle kahve içeceksiniz, bunu yapmanın en iyi zamanı sabah saatleridir.

DİLİNİZİ FIRÇALAYIN
Ağzımızın gece boyunca yaklaşık 300 bakteriye ev sahipliği yaptığını biliyor musunuz? Sabah oluşan kötü kokudan kurtulmak, güne güzel bir başlangıç yapmak için iyi adımlardan bir tanesidir. Dişlerinizi fırçalarken 1 dakikanızı dilinize ayırın ve yavaşça dilinizi fırçalayın.

AZ MİKTARDA ŞEKER
Sabahları tüketeceğiniz çok az miktardaki şeker yararlı olabilir. Virginya Üniversitesi uzmanlarının yaptığı bir araştırmaya göre, kahvaltıda az miktar şeker alanların hafızalarının, almayanlara oranla daha güçlü olduğu ortaya kondu. Miktarı abartmayın, küçük bir çay kaşığı kadar şeker almanız yeterli.

TAKVİMİN ÖNEMİ
Mutfağınıza büyük bir takvim koyun. Dün geceden, bugün için yazmış olduğunuz aktiviteleri ve yapılacak işleri, kahvenizi yudumlarken okuyun. Bu hem sizi stresden kurtaracak, hem de kapıdan daha rahat ve huzurlu çıkmanızı sağlayacaktır.

SEVGİNİN GÜCÜ
Sabahları evde bulunan sevdiklerinizi öpün. Bu, evin güzel bir köpeği veya şirin kedisi de olabilir. Ünlü terapi uzmanlarına göre sevgi ve aşkın paylaşımı sayesinde, stres ve ona bağlı sıkıntılar hafifliyor, zihne sakinlik ve huzur geliyor. Böylece güne çok daha iyi başlamış oluyorsunuz.

KARABAŞ OTU

Topped_lavender02 Dün komşuya gittiğimde, birkaç karabaş otunu taze sıcak kaynamış su ile demleyip ikram etti komşum. Biraz merak ile iştim,hoşuma gitti.İnternette araştırdım. Sizlerle paylaşmak istedim.Karabaş otunu içenler varsa bilgi alışverişi yapmak isterim.

Latince ismi : Lavandula stoechas

(Lavandula   stoechas / French lavander / Lavande) Ballibabagiller familyasından, bir veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Ezildiği zaman çok kuvvetli ve hoş olmayan bir koku çıkartır. Çiçekleri mavi veya menekşe rengindedir. Bir türünden, "Karabaş yağı" denilen bir yağ çıkartılır. Yurdumuzda alçak maki gruplarıyla birlikte yetişir.

Kullanıldığı yerler: Ağrıları dindirir. Kalbe kuvvet verir. Balgam söker. Uyuşukluk giderir, zindelik verir. (*1)Sara ve beyin hastalıklarında kullanılır. Damar sertliğinde faydalıdır. (*2) Lavandula stoechas (yalancı Lavanta çiçeği) Marmara ve Ege bölgesinde yaygın yapraklarından uçucu yağ elde edilir,süs bitkisi olarak da yetiştirilir...

"Fransız lavantası diye de bilinen, karabaş otu, başta Batı bölgelerimizde olmakla birlikte İstanbul'da da yetişmekte. Egelilerin soğuk algınlıklarında sıkça başvurduğu bu güzel bitki de lavanta ailesinden, ancak İngiliz Lavantası gibi büyük çalı formunda değil. Kökten çıkan birkaç dalın üzerinde biberiye benzeri sivri yapraklar oluşuyor. Daha sonra bu dallar uzayıp, lavantadan daha büyük mor bir çiçeğe dönüşüyor. karabaş otunun çiçekleri, kara duta benzer. Üzerinde sonradan çıkan eflatun minik çiçekleri ise üzerine konmuş kelebekleri andırıyor. İngiliz lavantası diye bilinen lavanta, mis kokulu mor çiçekleri olan, uçuk mavimsi yeşil, sivri yapraklı, çalı formunda bir bitkidir. 90 santimetreye kadar uzayabilir, sıcak iklimleri ve kuru toprağı sever. Bir kere ektiniz mi, yerini de sevdiyse genişleyip kocaman bir çalı haline gelir. Odunsu dalların üzerinde oluşan çiçekler yeşilden mora döner, sonra hafiften kurur. İşte bu dönemde artık toplama zamanı gelmiştir. İngiliz lavantası Türkiye'de Ege ve Akdeniz'in dışında İç Anadolu'nun belli bölgelerinde de yetişir, ancak çoğunlukla ekilmesi ya da fideden yetiştirilmesi gerekir. Karabaş otu ise çoğunlukla yol kenarlarında, tepelerde bulunur. Kendiliğinden yetiştiği gibi, doğadan aldığınız bir kök, bahçenizde de yaşamını sürdürebilir. Her iki türde kuru topraklı ve güneşli yerleri sever. Her iki lavantanın da çiçekleri yaz aylarında, çiçekler açtığında toplanır ve gölgede kurutulur.


TEDAVİ EDİCİ BİR BİTKİ


İngiliz lavantasının çiçeklerinden yapılan çay, sakinleştirici ve baş ağrılarını giderici olarak kullanılır. Lavanta yağı yanıklara, baş ağrılarına, kas ağrılarına ve uykusuzluğa iyi gelir. Karabaş otu Ege Bölgesi'nde özellikle öksürüğe karşı kullanılmaktadır. Bodrum ve civarında kekik suyu gibi karabaş otunun da suyu yapılıp satılır. İngiliz lavantası mutfakta daha çok tatlılarda kullanılır. Şekere aromasını vermesi için şeker kavanozuna bir miktar koyabilirsiniz. Sirkelere ve zeytinyağına da koku verir, marmelat ve reçellere eklenebilir. Karabaş otundan Karaburunlu kadınlar reçel yaparlar. Lavantanın Latince adı "lavare"den, yani yıkanmaktan geliyor. Romalıların banyo sularına lavanta çiçekleri serptikleri söylenir. Aromaterapinin kurucularından Rene Gattefosse, elini ciddi bir şekilde yaktığında lavanta yağı kullanmış ve lavantanın tedavi edici özelliklerini bu şekilde keşfetmiştir. O zamandan sonra yapılan araştırmalar lavantanın antiseptik ve anti bakteriyel özelliklerini ortaya koymuştur." Kitapta aynı zamanda lavanta'nın tam kimlik dökümü verilmiş.


Diğer isimleri:
Türkçe:
Yaban lavantası, karabaş otu (Muğla), ana baba kokusu,
İngilizce: Lavender
Almanca: Lavendel, Schopflavendel
Fransızca: Lavande